“BİR DENİZCİNİN DOĞUM GÜNÜ” HİNDİSTAN FİLM FESTİVALİ’NDE

0
27

Başarılı Yönetmen Gültekin Bayır’ın yönettiği “Bir Denizcinin Doğum Günü” filmi “Uluslararası Kazan Film Festivali’nden”  sonra rotasını Hindistan’a çevirdi.

Filmin yapımcısı işsiz bir gemi kaptanı, anlattığı hikayede; Hintli, Filipinli, Gürcü ve Ukraynalı personelin Türk gemi adamlarının yerine tercih edilmesi de konu edilmiş.

Hindistan’ın başkenti Mumbai’de şubat sonu düzenlenecek festivalde gösterildiğinde Hintli izleyici ile buluşacak filmde gözlemcilerin yorumları şimdiden ayrı bir merak konusu.

Türk pasaportunun iyice itibar kaybetmesi ile bahsi geçen ülke pasaportuna sahip kişiler Türk zabitandan (Kaptan ve Mühendis) daha ucuza çalışmıyorlar aslında. Yıllardır çalışan 60 yaşına ulaşmış bir Başmühendis bile vize alıp kolayca gemiye katılmaya gidemiyor.

Zorlukla alıp gemiye katılsa bile limanda üçüncü bir ülkenin vizesini alamıyor ve muhtemelen gemide hapis kalıyor.

Halbuki gelir seviyesi bizden daha düşük ülke vatandaşları bile vizesini alıp gemiye katılabiliyor kolayca.

Filmin senaristi ve yönetmeni bir dönem gemide elektrik zabitliği yapmış (şansını deneyip boyunun ölçüsüsü almış) eski bir gemi adamı olan Gültekin Bayır, hikayenin ana karakterlerinden birisi ağabeyi Aytekin de uzun yıllar ticaret gemilerinde elektrik zabitliği yapmış ve rahatsızlığı nedeniyle denize hasret sonsuzluğa göçen deniz insanlarından birisi.

Yönetmen Gültekin Bayır

Filmin başrollerinden birini oynayan Ergun Kuyucu eski bir yat çalışanı ve Sırrı Kaptan rolünü oynarken hiç zorlanmadığını belirtti.

Filmin kamera önü ve arkası bir şekilde denizde çalışmış bir grup arkadaşın bir araya geldikçe birbirlerine anlattıkları hikayelerin derlemesi aslında.

Yaşanmış birçok olay bir ailenin etrafında gerçekleşmiş gibi ele alınmış, filmdeki balıkçı yada dalgıç da gerçek, isimleri artık aramızda olmayan eski deniz emekçilerine saygı göstermek ve anmak için denize karışanlardan seçilmiş.

Filmi kısıtlı maddi imkanlar ve kendi imkanları ile kamera önü ve arkasında büyük bir özveri ile çekmişler.

Yönetmen Gültekin Bayır’ın zor şartlar çekimlerini tamamladıklarını ve emek vermeden hiç birşey olmuyor dedi.

Projede sinema ve dizi sektöründen tanıdığımız birçok oyuncu tek kuruş para almadan görev alarak destek olmuş.

Halihazırda denizcilik sektöründe görev yapan sanatseverlerde aynı ruh ile filmde konuk oyunculuktan tutun da sahip oldukları/çalıştıkları gemide çekim yapılmasına izin vermeye kadar çeşitli desteklerde bulunmuşlar.

Bunları altını çizerek anlatıyoruz çünkü söz konusu film aynı ruha sahip Hintli Bir Sinema Gurusu’nun anısına düzenlenen bir festivale davet edildi.

Hindistan’ın önemli festivallerinden biri olan “Uluslararası Dadasaheb Phalke Film Festivali” Hindistan Sinemasının da kurucusu sayılan “Dhundiraj Govind Phalke (Dadasaaheb Phalke)” adına düzenlenen bir festival ve İngilizlerin tüm katı tutumuna rağmen, 1913 yılında yokluklar içinde Hindistan’ın ilk uzun metraj siyah/beyaz sessiz filmini çeken bu adama büyük saygı duyuyorlar.

Hayatı ve film çekme macerasının anlatıldığı “Harishchandrachi Factory – Cennet Sineması Hindistan” filmi 2009’da tüm sinemaseverlerin beğenisini kazandı, zulme direnen ve tüm olumsuzluklara rağmen film yapan bir adamın başarı öyküsü.

İlk Türk filmi, ilk Türk Sinemacısı Fuat Uzkınay tarafından, 14 Kasım 1914’te, Yeşilköy, İstanbul’da çekilmişti, geçtiğimiz ay Türk Sineması’nın 104. Yılı kutlandı ve 104 kişiye ödülleri verildi.

Emektar yönetmen Yılmaz Atadeniz’in başkanlığını yaptığı SE-SAM’ın öncülüğünde düzenlenen gecede Türk sinemasının sorunları da konuşuldu.

Aradan geçen 100 yılı aşkın süredir teknolojik gelişmelere rağmen bazı şeyler hiç değişmedi.

Tıpkı ismini taşıyan festivalin isim babası “Dadasaaheb Phalke” gibi bazı insanlar parasız oldukları halde topluma doğru mesajlar vermek için film yapıyorlar, deniz emekçilerinin elinden alınan “Yıpranma Hakkı” ve sahipsiz denizcilik sektörü için devletten bekledikleri desteği dile getirip, siz bize sahip çıkın biz bayrağımızı dünyanın yedi denizinde bayrağımızı dalgalandıralım diyorlar.

“Bir Denizcinin Doğum Günü” filmi Sadece başvuru ücreti istenmeyen festivallere başvurabilmiş, devlet kendi imkanları ile film yapanları desteklediği zaman Türk sinemacılarının filmleri dünyanın dört bir yanında festivallere katılıp ülkemizi başarı ile temsil edebilir.

Belki de bu şekilde pasaportlarımızda kaybettiğimiz itibarı geri kazanabiliriz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here